AMA, FAKAT, ANCAK, LAKİN BAĞLAÇLARI, ÖZELLİKLERİ, CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR KONU ANLATIMI

Bu dersimizde AMA, FAKAT, ANCAK, LAKİN BAĞLAÇLARI, ÖZELLİKLERİ, CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR KONU ANLATIMI, BAĞLAÇLARIN ÖZELLİKLERİ KONU ANLATIMI gibi konuları ele alacağız.

-Biri olumlu, diğeri olumsuz yargı bildiren iki cümleyi birbirine bağlar.

 

-Bu bağlaçla aynı görevde kullanılabilen öteki bağlaçlar şunlardır: Ancak, yalnız, fakat, lakin, zira...

 

Örnek:

 

Çok ısrar ettim ama (fakat, ancak, lakin, zira) kararını değiştiremedim.

 

 

-Bu bağlaçların iki sıfatın arasına girmesi ya da iki yargı arasında “koşul ilgisi” kurması a mümkündür.

 

Örnek:

 

Güneşli; fakat serin bir gün geçirdik bugün.

 

İstediğin yere gidebilirsin; ama saat ondan önce evde ol.

 

 

Karışık Örnekler:

 

=> Bu adam zengin ama cimri. (karşıtlık)

 

=> Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı. (karşıtlık)

 

=> Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu. (karşıtlık)

 

=> Zamanında gelmezsen giderim ama.  (bilgi yelpazesi.net) (uyarı)

 

=> Para vereceğim ama harcamayacaksın! (koşul, şart)

 

=> Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin. (koşul, şart)

 

=> Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa. (koşul, şart)

 

=> Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın. (koşul, şart)

 

=> Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var. (koşul, şart)

 

=> Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı. (koşul, şart)

 

=> Güzel ama güzel bir söz söyledi. (pekiştirme)

 

=> Arkadaşının kalbini kırdı ama çok pişman oldu. (neden)

 

=> O gün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)

 

=> Bu maçı kazanacağız  hatta  şampiyon olacağız.(pekiştirme)

 

=> Onunla konuşurum fakat fikrim yine de değişmez.

 

=> Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.

 

=> Başarı hakkınız; ama terlemeniz gerekecek.

 

=> Onu seviyorum; fakat o beni sevmiyor.

 

=> Çok çalışıyor; yalnız başaramıyor.

 

=> Saatlerce bekledim; ancak sizi göremedim.

 

=> Bana kızmış; fakat ben onu üzmedim.

 

=> Ali gelmedi; lakin onu çağırmıştım.

 

=> Çok üzüldü; ama bu işe sevinmeliydi.

 

DİKKAT!.. EDATLAR İLE BAĞLAÇLARI KARIŞTIRMAMAK İÇİN:

 

1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler).

 

Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci)

 

Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)

 

 

2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

 

=> “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır.

 

Örnek:

 

Defter ile kalemi çantaya koydum. (Bağlaç) (ve getirilebiliyor)

Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Edat) (ve getirilemiyor)

 

(Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)

 

=> “Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur.

 

Örnek:

 

Almak isterim ancak param kalmadı. (Bağlaç) (ama getirilebiliyor)

Bu işi ancak sen yapabilirsin. (Edat) (ama getirilemiyor)

 

 

DÜŞÜNCENİN YÖNÜNÜN DEĞİŞMESİ (AMA, FAKAT, ANCAK, LAKİN BAĞLAÇLARI) ÖZELLİKLERİ, CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)

 

-Bağlaçtan önceki cümle olumluysa (+) bağlaçtan sonraki cümle olumsuz (-) olur.

        

         Örnek:

                         Derslerine iyi çalışıyor fakat istediği başarıya ulaşamıyor.

                                           (+)                                           (-)

        

                         Her gün egzersiz yapar ama başarılı olamaz.

                                           (+)                                        (-)

 

-Bağlaçtan önceki cümle olumsuzsa (-) bağlaçtan sonraki cümle olumlu (+) olur.

        

         Örnek:

                         Çok kitap okumuyor fakat derslerinde başarılı oluyor.

                                           (-)                                            (+)

        

                         Parasını dikkatli harcamıyor ama hala parası bitmedi.

                                           (-)                                                  (+)

 

-Biri olumlu, diğeri olumsuz yargı bildiren iki cümleyi birbirine bağlar.

 

    -Bu bağlaçla aynı görevde kullanılabilen öteki bağlaçlar şunlardır: Ancak, yalnız, fakat, lakin, oysa, zira... (Eş anlamlı bağlaçlardır. İstediğini kullan…)

 

 

BAĞLAÇLAR (ÖZET ANLATIM)

 

Cümle içinde aynı görevde olan ya da anlamca birbiri ile ilgisi bulunan sözcükleri, sözcük gruplarını, anlam bakımından birbiri ile ilgili cümleleri bağlayan sözcüklere “bağlaç” denir. Cümlede birden fazla özne, birden fazla sıfat, belirtili nesne, zarf, tamlayan, tamlanan, yüklem vb  görev yapan her türlü kelime ve cümleleri birbirine bağlar.

 

Bağlaçlar tek başına anlamı olmayan ve cümlede bir görevi olan sözcüklerdir. Bağlama görevi yanında cümlede çeşitli anlam ilgileri de kurabilirler.

Cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamında bozulma olmaz; fakat daralma olabilir.

 

Bağlaçlar kendinden önceki ve kendinden sonraki sözcüklerden ayrı yazılırlar. Bağlaçlara benzediğini ve bağlaç olduğunu düşündüğünüz birleşik yazılmış olanlar bağlaç değil ektir.

 

Hiç bir cümle ögesi olmazlar.

 

Bağlaçların yerine uygun olan bir noktalama işareti konulabilir.

 

En çok kullanılan bağlaçlar:

 

ve, ile, ki, de, ama, fakat, lâkin, ancak,  yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki, çünkü, zira, madem, mademki, veyahut, yahut, veya, ya da, şayet, eğer, ise, öyleyse, o halde, kısacası, demek ki,  nitekim, yoksa, anlaşılan, ne……ne (de), ya….ya (da), gerek…gerek(se), ha……..ha, ister…..ister(se), kâh……….kâh, de…..de, hatta, üstelik, ayrıca, hem,  hem de, yine, gene, meğer

 

 

VE BAĞLACI

 

Aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi bağlama görevleri yapar.

 

Örnek:

 

Türkiye ve Hırvatistan bu sene şarkı yarışmasına katılmadılar. (Özneleri bağlar)

(Özne)          (Özne)

 

Çarşıdan  gazete ve ekmek aldım.  (Eş görevli sözcükleri  (bsiz. nesne) bağlar)

 

Okuldan geldim ve dershaneye gittim. (Cümleleri (yüklem) bağlar)

 

Bahçedeki otları yoldum ve bir köşeye yığdım.  (Cümleleri bağlar)

 

Yaramaz ve çalışkan çocuk.  (Sıfatları bağlar)

 

Pahalı elbiseler ve ayakkabılar aldı. (Tamlananları aynı zamanda isimleri bağlar)

 

Bu yazıda, Çehov’u ve Sait Faik’i anlatıyor. (Nesneleri bağlar)

 

 

 

İLE BAĞLACI

 

Çoğu zaman “ve” bağlacı ile eş görevli kullanılır. Ancak bu bağlaç cümleleri bağlama göreviyle kullanılmaz.

 

Örnek:

 

Güneş ile dünya arasındaki uzaklığı soruyor. (İsimleri bağlar)

(isim)         (isim)

 

Gelmesi ile gitmesi bir oldu. (Fiilimsileri bağlar)

 

Annesi ile teyzesi termal otelde konakladılar. (Özneleri bağlar)

(özne)        (özne)

 

 

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

 

İle sözcüğü cümlede sözcükler arasında anlam ilgisi kurarak edat olarak da  görev yapabilmektedir, bu durumda  bağlaç olan “ile”yle karıştırmamak gerekir. Bunun için cümledeki ile sözcüğü yerine “ve” bağlacı getirilir. Anlamda bozulma olmuyorsa ile sözcüğü bağlaçtır.

 

Bu para ile nasıl geçinebileceğimi bilmiyorum. (ile yerine ve koyunca olmadı) (Edattır)

 

Amcası ile halası bahçede semaverin başındaydı. (ile yerine ve koyunca oldu) (Bağlaçtır) (ile = ve)

 

 

 

AMA, FAKAT, LAKİN, ANCAK, YALNIZ, OYSA, OYSAKİ, HALBUKİ BAĞLACI

 

Karşıtlık anlamı kazandıran bağlaçlardır. Genellikle cümleleri bağlama görevi üstlenirler.

 

Örnek:

 

Gitar çalıyorum ama kemanı daha çok seviyorum. (Cümleleri bağlamıştır.)

 

Kitabı daha bitiremedim ama keyifle okuyorum.

 

Sevmek ama sevilmemek işte bütün mesele bu. (Fiilimsiler bağlanmıştır.)

 

İyi koştu fakat birinci olamadı.

 

Benimki aşk değil lakin onu çok seviyorum.

 

Kimsesi (bilgi yelpazesi.net) yoktu ancak kendine bakabilecek kadar da güçlüydü.

 

Oysa ne çok sevmiştim seni. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)

 

Paketi zamanında yerine ulaştıramadım oysaki yola çok erken çıkmıştım.

 

Arabayla gideceğini biliyordu halbuki. (Öncesinde başka bir cümlenin varlığı anlaşılıyor)

 

 

 

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

 

Ancak kelimesi  “sadece” anlamında kullanılırsa edat, “olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle” anlamlarında kullanılırsa zarf, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olur. Ancak kelimesinin yerine bu anlamlardan hangisi getirilebiliyorsa sözcük türü de o olur.

 

Örnek:

 

Ancak (sadece) kendisi bu işi başarabilirdi. (Sadece = Edat)

 

Yollar buzlu olduğundan eve ancak (güçlükle) gelebildi. (Güçlükle = Zarf)

 

Cenazesine katılamadı ancak (fakat) kargo ile çelenk gönderdi. (Fakat = Bağlaç)

 

 

Yalnız kelimesi  bir ismi nitelerse niteleme sıfatı, bir fiili veya fiilimsiyi nitelerse durum zarfı, “ama, fakat” anlamlarında kullanılırsa bağlaç olarak kullanılabilir. Yalnız kelimesinin cümle içindeki anlamlarına göre sözcük türü belirlenir.

 

Örnek:

 

Kırşehir’e kadar yalnız onun için gittim. (Sadece = Edat)

 

Kırşehir’e kadar gittim; yalnız Boztepe’ye uğramadım. (Ama, fakat = Bağlaç)

 

Kırşehir’e kadar yalnız gittim. (Yalnız = Zarf)

 

Ankara, yalnız bir hayat sürmek için ideal yerdir . (Sıfat)

 

 

 

Kİ BAĞLACI

 

Bağlaç olan “ki” daha çok  cümleleri bağlama görevi ile kullanılır. Ki bağlacından sonra gelen cümle önceki cümlenin açıklayıcısı olur.

 

Diğer sözcüklerden daima ayrı yazılır.

 

Bu bağlacın sesli ve sessiz harflerinde değişiklik olmaz (kı, ku, kü şekilleri yoktur.)

 

Örnek:

 

Canı sıkılmış ki bizimle gelmedi. (Neden-sonuç)

 

Artık erken yatmalı ki okula geç kalmasın. (Koşul-Şart)

 

Yakışıklı ki yakışıklı bir sevgilisi var. (Pekiştirme)

 

Nietzsche der ki: “En büyük delilik, denize tuz atmaktır.”

 

Sen ki beni çok iyi tanırsın. (Özneyi pekiştirme)

 

Yarın buraya döner mi ki? (Kuşku, kaygı)

 

Beni anlamıyor ki… (Yakınma)

 

Dışarı çıktım ki ortalığı sel götürüyor. (Şaşma)

 

 

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

 

İlgi eki olan “ki”, sıfat yapan “ki” eki ve bağlaç olan “ki” karıştırılmamalıdır. İlgi eki olan ki adı üstünde ek olduğu için birleşik yazılır. Bir ismin yerini tutar. Sıfat yapan ki de birleşik yazılır; ancak bağlaç olan “ki” başlı başına bir sözcüktür ve ayrı yazılır.

 

Örnek:

 

Odanınki salonun perdesinden daha gösterişliydi. (İlgi zamiri) (BİTİŞİK YAZILIR)

 

Odanın perdesi yıkanmadı ki takayım. (Bağlaç) (AYRI YAZILIR)

 

Odadaki eşyaları topladım. (Sıfat yapan ki) (BİTİŞİK YAZILIR)

 

 

 

DE BAĞLACI

 

Bağlaç olan “de” Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.

 

Ünsüz benzeşmesine göre çeşitleri yoktur. Yani “d” sesi sertleşerek “tolmaz. Sadece de, da şekilleri vardır.

 

Bulunduğu cümlede çeşitli anlam ilgileri kurabilir. Cümlede var olan anlam ilgilerini (eşitlik, gibilik, katılma vb) pekiştirir.

 

Örnek:

 

O dergiyi ben de okudum. (Eşitlik, gibilik)

 

Size de bir tablo yapabilirim. (Başkasına yaptığım gibi-gibilik)

 

Burayı da görmemiştim. (Başka bir yeri görmediğim gibi-gibilik)

 

Önce kendin çalış da sonra benden çalışmamı iste. (Kızgınlık)

 

Size ne oluyor da işimize karışıyorsunuz.(Azarlama)

 

Okula bir gel de oradan çarşıya gidersin. (İstek)

 

Ne iyi ettiniz de yemek getirdiniz. (Memnuniyet)

 

Okuyacak da bana yardım edecekmiş. (Alay)

 

Buraya gelmişsin de bize uğramamışsın. (Yakınma)

 

Oyuncak da oyuncak diye tutturdu. (İnat)

 

Bu sınavı kazanacak da ben göreceğim. (Küçümseme)

 

 

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

 

Bağlaç olan de ile bulunma hal eki olan “de” ve yapım eki olan “de”yi karıştırmamak gerekir.

 

De bağlacı ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmaz.

 

Hal eki olan ve yapım eki olan “de” hem birleşik yazılır hem de çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulur.

 

Bağlaç olan “de”nin sadece “da, de” şekilleri varken diğerlerinin “da, de, ta, te” şekilleri  mevcuttur.

 

Örnek:

 

Bugün bahçede mangal yakacağız. (Hal eki)

 

Bugün bahçe mangal yakacağız. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulduğu için BİTİŞİK yazılır.)

 

Bugün sabah bahçe de temizlendi. (Bağlaç)

 

Bugün sabah bahçe temizlendi. (Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmadığı için AYRI yazılır.)

 

Sözde bize gelecektin (Yapım Eki)

 

 

 

ÇÜNKÜ, ZİRA BAĞLACI

 

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi kendisinden önceki cümlelere bağlarlar.

 

Örnek:

 

Düğününüze gelemedim; çünkü hastalandım.

 

Bu soruyu (bilgi yelpazesi.net) çözemedim; çünkü konuyu kavrayamamışım.

 

İpleri sıkıca bağlamalısın zira yıkılacak gibi duruyor.

 

Bu yıl ürünler iyi çıktı zira yağmurlar boldu.

 

 

 

MADEM, MADEMKİ BAĞLACI

 

Bu bağlaçlar başına geldikleri cümleyi daha sonrakilere bağlarlar.

 

Örnek:

 

Mademki buraya geldiniz, bir çayımızı için.

 

Kitabı okumayacaktın madem, neden satın aldın?

 

 

 

VEYAHUT, YAHUT, VEYA, YA DA BAĞLACI

 

Bunlar birbirine denk olan, birbirinin yerini tutabilecek olan iki unsuru birbirine bağlayan, birbiriyle karşılaştıran bağlaçlardır.

 

Bağladıkları iki unsurun, iki kelime, kelime gurubu veya cümlenin arasına girerler.

 

Örnek:

 

Roman veya öykü ikisini de okumayı çok severim.

 

Kardeşin yahut baban okula gelsin.

 

Müzik ya da resim dersini seçebilirsin.

 

Akşam veyahut gece yarısı yola çıkarız.

 

 

 

ŞAYET, EĞER, İSE BAĞLACI

 

Bu bağlaçlar koşul-şart ifade eden veya şart anlamını kuvvetlendirirler.

 

Başına geldikleri cümleyi daha sonraki cümle veya cümlelere bağlarlar.

 

İse bağlacı kendinden önceki sözcükle birleşik yazılabilir.

 

Eklendiği sözcüğe göre “se, sa” şeklinde değişiklik gösterebilir.

 

Örnek:

 

Eğer son soruyu bilseydik, yarışmayı kazanacaktık.

 

Şayet paranız biterse beni arayın.

 

Bügün güzel yemekler olduğu için yemekhaneye gittik, Ahmet ise bizle gelmedi.

 

Ben hızlı hızlı yürüdüm annemse arkamdan ağır adımlarla geliyordu.

 

 

UNUTMAMANIZ GEREKEN KONU, KARIŞTIRMAYIN:

 

İse” sözcüğü ek-fiil olarak da kullanılabilir. Ek fiiller isim soylu sözcükleri yüklem yaparken, basit zamanlı fiilleri de bileşik zamanlı yapar.

 

Cümlede  koşul-şart anlamı sağlar. Baglaç ile farkı ek fiilin olumsuzu yapılabilirken bağlaç olan “ise” nin olumsuzu yapılamaz ve  şart anlamı da sağlamaz.

 

Örnek:

 

Yola erken çıkarsa yetişebilir. (ek-fiil)

 

Tansiyonu yüksek, ateşi ise normalin üstünde. (Bağlaç)

 

 

 

ÖYLEYSE, O HALDE, KISACASI, DEMEK Kİ, NİTEKİM BAĞLACI

 

Özet anlamı kazandıran bağlaçlardır. Kendinden önceki cümle veya cümleleri özet veya sonuç cümlesine bağlarlar.

 

Örnek:

 

Sınıfta çok ses var; o halde dersi burada bitiyorum arkadaşlar.

 

O halde bu konuyu anlamadığını düşünüyorum.

 

Öyleyse bu işten vazgeçelim artık.

 

Kısaca seninle aynı ortamda bulunmaktan çok memnunum.

 

Demek ki onu bugüne kadar kimse anlayamamış.

 

Nitekim yapayalnız kaldığını kendisi de anlamıştı. (Sonuç olarak)

 

 

 

YOKSA, ANLAŞILAN BAĞLACI

 

Olasılık anlamı kazandıran bağlaçlardır.

 

Örnek:

 

Yoksa bu akşam bana sürpriz mi yapacak.

 

Anlaşılan yemeği hemen yapamayacak.

 

 

 

NE……….NE (DE), YA……..YA (DA), GEREK…GEREK(SE), İSTER……..İSTER(SE), KAH……..KAH, DE…….DE BAĞLACI

 

Çoğunlukla karşılaştırma anlamı sağlayan bağlaçlar olmakla birlikte cümlede değişik anlam ilgileri oluştururlar.

 

Örnek:

 

Bu bağlaçlar ile ilgili sorular daha çok “hangi öğeleri bağlamıştır” şeklinde gelmektedir.

 

Memlekete ne seni ne de annemi götürüyor. (Nesneleri bağlamıştır)

 

Ya bu odayı temizlersin ya da bir daha buraya gelmezsin. (Cümleleri bağlamıştır.)

 

Gerek milletimiz gerekse devletimiz bu uğurda her şeye hazırlıklıdır. (Özneleri bağlamıştır.)

 

İster bu ceketi ister yeşil paltoyu alabilirsin. (Nesneleri bağlamıştır.)

 

Evini de arabasını da çok ucuza satmış. (Nesneleri bağlamıştır.)


Diğer Türkçe Notları, Testleri ve Videoları için Tıklayınız




İLGİLİ KONULAR






KPSS MATEMATİK KPSS GEOMETRİ KPSS VATANDAŞLIK KPSS TÜRKÇE KPSS TARİH KPSS COĞRAFYA
İNGİLİZCE ALMANCA İTALYANCA KARİYER OYUN BİLGİSAYAR YAZILIM BİLGİSAYAR NETWORK
BİLGİSAYAR DONANIM BİLİŞİM TERİMLERİ CİLT VE CİLT BAKIMI HASTALIKLARIMIZ İNSAN VÜCUDU NEDİR